Ağaçların; topraktan su ve mineral maddelerini, havadan ise karbondioksiti almak, güneş enerjisini kullanarak organik madde üretmek, havaya oksijen vermek, canlılara besin ve barınak sağlamak gibi çok önemli işlevleri vardır. Ağaçlar bu işlevleri yerine getirirken çevrelerindeki canlı ve cansız tüm varlıklarla karşılıklı olarak birebir ilişki ve etkileşim halindedirler. Bu yüzden ağaçlar içinde bulundukları ekosistemler için vazgeçilmez elemanlardırlar. Ağaçların yok olması; yaşama ortamının bozulması ve iklimin olumsuz yönde etkilenmesi ve devamında yaşam zincirinin kopması, en sonunda da tüm yaşamın yok olması anlamına gelir...
Ağaçlar ışık, yer, su ve mineral maddeler yüzünden birbirleriyle amansız bir rekabet içerisine girerler. Bu rekabette baskın çıkabilmek ve dolayısıyla hayatta kalabilmek için tepe ve köklerini hızla geliştirmeye çalışır, gölgeye dayanıklı yaprak üretir, işlevini kaybeden organlarını (yaprak - dal - kök) terk eder, rakiplerini gölgeleyerek alt etmeye çalışırlar. Bazı ağaç türleri (ceviz, meşe, huş, dişbudak, ıhlamur gibi..) kök ve yapraklarından salgıladıkları sıvı ve gazlarla komşu bitkilere zarar bile verebilirler...
Kaynak: OGM, Orman Hasılat Bilgisi - A.Kalıpsız
Ağaçların Yaşı Nasıl Belirlenir?
Kesilmiş bir ağaç gövdesi üzerindeki halkaları çoğumuz biliyoruz. Bir ağacın yaşını belirlemek için öncelikle bu halkalardan yararlanırız. Aslında bu halkalar ağacın yaşı yanında daha birçok önemli bilgi barındırır.
Ağaç halkalarının varlığı mevsimlerle yakından ilişkilidir. Mevsimsel farklılıkların bulunduğu kuzey yarıkürede büyüme sürekli olmayıp, ilkbaharla birlikte hızlanır, yazın azalır. İşte bu büyüme hızı farklılığından dolayı ilkbaharda oluşan odun dokuları açık renkli, yazın oluşan odun dokuları ise koyu renkli halkalar şeklinde görülür. Bu durumda bir açık ve bir koyu renkli halka bir yıllık bir büyümeye karşılık gelir. Yıllık halkalar diye bilinen bu halkaların sayısı ağacın yaşını vermektedir.
Yıllık halkaların bize sunduğu bilgiler ağacın yaşı ile sınırlı değildir. Bu halkalar yardımıyla;
- Arkeolojik kalıntıların tarihlenmesi
- Geçmişte oluşan erozyon ve çökelim hızının belirlenmesi
- Radyoaktif karbon yoluyla saptanan yaşların doğrulanması
- Önemli orman zararlarının veya yangınların gerçekleştiği tarihlerin anlaşılması
Geçmişte yaşanan iklim değişikliklerinin ortaya konması mümkün olur...
Çok genel olarak yıllık büyüme halkalarının yardımıyla geçmişte yaşanmış tüm bu olayları belirlemeye çalışan bilim dalına Dendrokronoloji denmektedir. Yaşayan dikili haldeki bir ağacın yaşı Artım Burgusu denilen bir alet yardımıyla bulunur. Ormancılık çalışmalarındaki mühendislik esasları çerçevesinde yapılan ölçüm işlemlerinde bu alet çok işimize yaramaktadır. Bu artım burgusu; yaşı ölçülecek ağacın gövdesinin yerden 1.30 m yüksekliğindeki bölgesinde, ağacın gövdesine çevirmek suretiyle sokulur. Daha sonra halka kaşığı yardımı ile ağaca zarar vermeden bir yaş halkası çubuğu dışarıya çıkarılır. Ve bu çubuk üzerinden ağacın yıllık halkaları kolayca sayılır. Tabi bu işlemin daha birçok teknik ayrıntıları bulunmakta olup, burada kısaca anlatmaya çalıştık...
Yan tarafta bir artım burgusu bölümleri ile birlikte gösterilmiştir. Bazı ağaç türlerinin çok uzun yıllar yaşayabildiğini biliyor musunuz? Dünyanın saptanmış en yaşlı ağacı Sierra-Nevada'nın (Kaliforniya-ABD) kuzeybatı yamaçlarında denizden 3275 m . yüksekte yetişmiş bir çam ağacıdır. (Pinus longaeva) 1963-1964 yıllarında yapılan tespitlerle bu ağacın yaklaşık 4900 yıllık olduğu anlaşılmıştı. Bu ağaç günümüzde ne yazık ki yaşamıyor, insanoğlu'nun acımasız testeresinden kurtulmayı başaramadı...
Rekortmen Ağaçlar
En Hacimli Ağaç:
Yeryüzünde yaşayan en hacimli varlık, Sequoia Ulusal Parkında (Kaliforniya, ABD) bulunan 85 metre yüksekliğindeki kaliforniya sekoyasıdır. (Sequoiadendron giganteum) " General Sherman " adı verilen bu ağacın gövdesinin çapı (yerden 1.52 m . yükseklikte) 24.32 metredir. Odunundan 5 milyar kibrit yapmak mümkündür. Yaprakları mavimsi yeşil olan bu ağacın kızılkahverengi kabukları yer yer 61 cm . kalınlığındadır. 1968 de yapılan resmi açıklamada bu ağacın ağırlığı 2030 ton olarak belirtilmiştir.
En Geniş Gövdeli Ağaç:
Meksika'nın Onaxaca eyaletinde bulunan "Santa Maria del Tule" adlı Montezuma selvisinin yerden 1.52 cm . yükseklikte gövde çapı 34.1 - 34.4 metredir. Etna dağı(Sicilya,İtalya) üzerinde bulunan ve " Yüz At Ağacı " adıyla anılan kestane ağacının ise gövde çapının 51 metre olduğu 1972 yılında açıklanmıştır.
En Hızlı Büyüyen Ağaç:
Botanik açıdan ağaçsı ot olarak sınıflandırılan Bambu sayılmazsa, dünyanın en hızlı büyüyen ağacı 17 Haziran 1974'te Malezya-Sabah'da dikildikten sonra 13 ayda 10.74 metre büyüyen bir " Albizzia falcata " dır... 30 metreyi en kısa sürede geçme rekoru 5 3/4 yılla Papua Yeni Gine'de bulunan bir Okaliptüs ağacınındır.
En Yavaş Büyüyen Ağaç:
Ağaçların büyümeleri büyük çapta koşullara bağlı olsa da, porsuk ve şimşir gibi türler her zaman yavaş büyürler. Bu konuda en aşırı örnek Kutup ağaç sınırı yakınlarında 98 yılda ancak 28 cm . büyüyebilen ve gövde çapı yalnızca 2.5 cm ye ulaşan bir Sitka Ladinidir.
Ormancılıkta Ölü Ağaç Kavramı
Ağaçların yaşam süreleri diğer canlılara nazaran çok daha uzundur. Ormanları oluşturan ağaç türlerin çoğu doğal ortamlarında birkaç yüzyıl rahatça yaşayabilirler. Ancak bunu abartan ağaçlar da vardır. Öyle ki; 1963 yılında Amerika'nın Kaliforniya eyaletindeki Sierra Nevada'nın kuzeybatı yamaçlarında bir çam ağacının ( Pinus longaeva ) yaklaşık 4900 yaşında olduğu belirlenmiştir. Bilim adamları longaeva türü çam ağaçlarının potansiyel ömürlerinin 6000 yıl olduğunu belirtmektedirler. Aslında bir çok ağaç türünün doğal yaşam süresi Pinus longaeva'da olduğu gibi binlerce yıl olabilmektedir. Örneğin Japon Sediri (Cryptomeria japonica) ve Ejderha Ağacı (Dracaena draco) birkaç bin yıl ayakta kalabilen canlılardandır.
Yaşam süresi bu kadar uzun olabilen ağaçların ölümü, doğal süreç içerisinde yaşlanma, tepe kırılması, kabuk yaralanması, fırtına devirmeleri, yangın, kar kırmaları, komşu ağaç rekabeti, böcek ve mantarların yol açtığı zararlar nedeniyle olmaktadır. Ancak bütün bu doğal sebeplerin dışında İNSAN ELİYLE meydana gelen ölümler daha çoktur. Yukarıda sözünü ettiğimiz 4900 yaşındaki çam ağacı bile insanın motorlu testeresinden kurtulamamıştır...
Ancak insanoğlu ağacın odunundan yararlanmak için onu kesmek zorundadır. Aslında bu Modern Orman İşletmeciliği yöntemlerinin de doğal bir sonucudur ve ormandan odun üretmek için ağaçlar kesilirler...
Günümüz ormancılığında, işletmecilik gereği insan eliyle yaşamı sona eren ağaçlar, netice itibariyle ormana zarar vermeyecek şekilde bilimsel esaslar dahilinde planlı ve sistemli bir kesime tabi tutuldukları için bir sorun teşkil etmezler. Ancak insanın etkisi dışında doğal nedenlerle ölen ağaçların yarattığı bir ikilem vardır ve bu ikilem günümüz ormancılarını ve bilim adamlarını oldukça meşgul etmektedir. Bu ağaçlar ormanda mı bırakılmalı, yoksa temizlenerek orman dışına mı çıkarılmalıdır?...
Modern orman işletmeciliğinde ormanlardaki devrilmiş, kırılmış yada dikili durumdaki ölü ağaçlar hem kalan kısımlarından yararlanmak için hem de zararlı böceklerin üremesine yol açmasın diye temizlenirler. Bu bir yerde doğru bir davranıştır. Çünkü ormanlardaki ölü ağaçlarda üreyerek çok büyük sayılara ulaşan ve sonra diğer canlı ağaçlara da saldırıp kitle halinde ağaç ölümlerine yol açan Ips sexdentatus gibi kabuk böcekleri vardır. Bu böcekler normalde sekonder zararlıdır. Yani fizyolojik bakımdan ölü ve hasta ağaçları tercih ederler. Ormanlarda bu tip ağaçların çoğunlukta olması böcekte kitle üremesine yol açar. Milyonlarca sayıya ulaşan böcekler orman içerisinde uygun üreme ortamı sağlayan ölü ve hasta ağaçlar yetersiz kalınca sağlıklı ağaçlara da saldırmaya başlarlar. Bu ise orman için yangından çok daha beter bir tehlike demektir. Nitekim sözünü ettiğimiz Ips sexdentatus türü böcek Doğu Karadeniz Bölgesi'nde 1928-1994 yılları arasında 1.216.250 m 3 Doğu Ladininin ölmesine yol açmıştır... Bu yüzden ormancılar kırık, devrik ya da dikili haldeki hasta ve ölü ağaçları hemen ormandan temizlerler...
Ancak öte yandan ölü ağaçlar, ormanlar ve içinde barınan canlılar açısından gözardı edilemeyecek ölçüde gereklidirler ve biyolojik çeşitlilik açısından bulundukları ortama çok büyük katkı sağlarlar. Çünkü ormandaki bir ölü ağaç; algler, mantarlar, likenler, yosunlar, böcekler, kuşlar ve küçük memeli hayvanların özel yaşama alanı olarak işlev görür. Ölü ağacın insan eliyle orman dışına çıkarılması burada yaşayan canlılarının yaşama ortamının yok olması demektir... Bilim adamları, ölü ağaçların orman işletmeciliğinin bir gereği olarak ormanlardan temizlenmesi nedeniyle bir çok özel canlı türünün ya yok olduğunu ya da soyu tehlike altına giren türler listesine (kırmızı liste) girdiğini belirtmektedir...
Günümüzde doğanın ve ormanların korunması, biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi kavramları uluslararası düzeyde ele alınan ve üzerinde hassasiyetle durulan konulardır. Nitekim 1992 yılında Brezilya'nın Rio de Janerio kentinde kısaca UNCED diye adlandırılan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı toplanmış ve bu konferansta ormanların ve ormancılığın çevre konusundaki hayati önemi bütün açıklığı ile ortaya konmuştur. Bu konferansta ilan edilen "Ormancılık Prensipleri" çerçevesinde biyolojik çeşitliliğin korunarak sürdürülmesi şart koşulmaktadır.
Sonuç itibariyle;
Günümüz ormancılığında ÖLÜ AĞAÇ kavramı oldukça önemli bir yer tutar. Doğal nedenlerle ölen ağaçların ormanda bırakılarak diğer canlılara yaşama ortamı sağlaması, biyolojik çeşitlilik açısından son derece gerekli olmasına karşın zararlı böceklerin kitle üremesi yapmasına da yol açabilmektedir. Arada çok hassas bir denge vardır ve bu dengeyi bozmadan herşeyin yolunda gitmesini sağlamak gerçekten kolay bir iş değildir...
Ormanlardan Neden Ağaç Kesiyoruz?
İnsanlar, dünyada var olduklarından bu yana ormanlardan yararlanmaktadır. İlk çağlarda serbest ve düzensiz olarak yararlanılan ormanlar, barınma, beslenme ve avcılık amacıyla kullanılmıştır. Geçen süre içinde insan nüfusunun artması, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin başlaması ormanların tahrip edilerek hızla azalmalarına neden olmuştur. Ormanların tahribi, gelecek kuşakların orman ürünlerine olan ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde devamlılıkların sağlanarak işletilmeleri fikrini ortaya çıkarmıştır. Bunun sonucunda gerek doğanın gözlenmesi gerekse diğer bilimlerden yararlanarak ormancılık biliminin ana disiplini olan “ SİLVİKÜLTÜR ” ortaya çıkmıştır. Silvikültür Latince kökenli bir kelime olup “ orman yetiştirme ” (Silva: Orman, kültüra: yetiştirme ) anlamındadır.
Ormansız alanlarının ağaçlandırılması, mevcut ormanlarının bakımları ve gençleştirilecek devamlılıklarının sağlanması silvikültürün esas konusudur.
Ormanların devamlılığının sağlanması, kendisinden beklenilen orman ürünleri üretimi ile, ekolojik ve sosyal fonksiyonların (Su üretimi, toprak koruması, iklimi düzenlemesi, toplum sağlığı, rekreasyon, ulusal savunma, bilimsel vs.) yerine getirilebilecek şekilde düzenlenmesi ve işletilmesi ancak silvikültürel müdahalelerle gerçekleştirilir.
Her canlı varlık gibi ormanlar da doğar, büyür, gelişir, yaşlanır, çöker (ölür). Kendi haline bırakılan ormanlarda, ormanların yeniden oluşması rastlantılara bağlıdır. İşletme ormanlarında çökme evresi yoktur. Ormanlar çökme evresine girmeden önce ağaç türlerinin biyolojilerine göre değişen teknikler ve gençleştirme metotları kullanılarak planlı bir şekilde gençleştirilirler.
İşte, yaşlanmış verimden düşmüş orman alanları esas olarak iki ana metot ile gençleştirilerek devamlılıkları sağlanır. Bunlar doğal (tabii) ve yapay (sun'i) gençleştirme metotlarıdır.
Doğal gençleştirme uygulamalarında ormandaki ağaçların bol tohum verdikleri bir yılda yaşlı bireylerden bir kısmı kesilerek toprağın ışık görmesi, dolayısıyla toprağa düşen tohumların çimlenmesi sağlanır.
Doğal gençleştirmede orman üstteki yaşlı bireylerin tohumları ile gençleştirilir. İleri ki yılarda gençliğin ışık ihtiyacı dikkate alınarak üsteki yaşlı ana ağaçlar yavaş yavaş kesilerek alandan çıkartılır.
Üstte tohum ağacı bulunmayan, yeterli olmayan ya da tohum verme yeteneğini kaybetmiş alanlar, toprak şartları uygunsa yapay (sun'i) olarak gençleştirilir. Burada yaşlı ağaçlar kesildikten sonra makine ile (dozer, traktör) yada işçi ile toprak işlemesi yapıldıktan sonra fidanlıklarda yetiştirilen fidanlar belirli aralık – mesafelerde dikilerek yapay gençleştirme gerçekleştirilmiş olur.
Doğal yada yapay olarak gençleştirilen alanlardaki fidanlar biyolojik bağımsızlıklarına kavuşuncaya kadar otlatmaya karşı korunur. Çeşitli bakımlara tabi tutularak yaşamını sürdürerek büyümesi sağlanır.
İlk dönemlerde birbirlerinden bağımsız bulunan fidanlar büyüdükçe birbirlerini etkilemeye başlarlar ve yaşam mücadelesine girerler. Bu yaşam mücadelesini kaybeden bireyler alt tabakada kalarak ölürler.
İşte ormanda iyi gelişme gösteren fertlere yardımcı olmak için onlarla rekabet halinde olan diğer bireylerden bir kısmı kesilerek alandan uzaklaştırılır. Burada esas olan, iyi gelişme gösteren ağaçlar lehine onların besinine ortak olan diğer bazı ağaçların kesilmesidir. Böylece geleceğin ormanları, sağlıklı iyi gelişme gösteren iyi ağaçlardan kurulmuş olur. Bunu bir tabaktan yemek yiyen insan sayısının azaltılarak, yemek yiyenlerin daha iyi doymaları yada beslenmelerini sağlamak şeklinde özetleyebiliriz. Yukarıdan anlaşılacağı üzere ormanlardan ağaç kesimi, yaşlı ormanların gençleştirilmesi ve genç ormanlarında bakımlarının yapılması amaçlarıyla gerçekleştirilir.
Burada amaç, uzun süreler içinde zaten doğada meydana gelecek olan olayları hızlandırarak hem ormanlara gerekli müdahaleleri yapmak ve hem de bu arada toplumun orman ürünlerine olan ihtiyacının karşılanmasını sağlamaktadır.
Gerek gençleştirme çalışmaları, gerekse bakım çalışmalar olup, bu çalışmalar sırasında kesilecek ağaçların belirlenmesi tamamen orman Mühendisleri veya diğer Ormancı Teknik Elemanlar tarafından yapılır. Bu işlem yapılırken ormanın yapısı ve ekolojik şartlar dikkate alınır. Yani ormanlardan yapılan bir teknik çalışmanın sonucu olarak ağaç kesilir.
Özellikle son yılarda gittikçe ağırlaşan çevre sorunları, (Su ve toprak kirlenmesi, asit yağmurları, sera gazı etkisi, küresel ısınma vb.) aşırı usulsüz faydalanmalar ormanların geleceğini tehdit eden en önemli etmenler olarak ortaya çıkmaktadır. Tahrip edilen alanların yeniden ormanlaştırılması, sağlığını kaybetmiş ormanların eski sağlıklarına kavuşturulması, sağlıklı olanların ise bu şekilde devamlılıklarının sağlanması çalışmaları Ormancıların üzerine düşen büyük bir görev olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu da ancak ormanlara yapılacak bilinçli müdahalelerle gerçekleştirilebilir.
GELECEK NESİLLER İÇİN ORMANLARIMIZI SEVELİM KORUYALIM.
Kaynak: Atilla KURMUŞ, Orman Yük.Mühendisi, Silvikültür Daire Başkanlığı
Orman Nedir?
Orman; ağaçlarla birlikte diğer bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar gibi canlı varlıklarla toprak hava, su , ışık ve sıcaklık gibi fiziksel çevre faktörlerinin birlikte oluşturdukları karşılıklı ilişkiler dokusunu simgeleyen bir ekosistemdir.
Orman; beş metreden daha boylu orman ağaçlarının baskın olduğu ve birbirlerini etkileyecek sıklıkta bulunduğu, kendine özgü iklim ve toprak koşulları oluşturduğu bir yaşam birliğidir.
Orman; bitki köklerinin etkileyebildiği 1- 2 metre toprak derinliğinden ağaçların birkaç metre yukarısına kadar uzanan ve en az bir hektar alan kaplayan bir varlıktır...
Ormanı oluşturan sonsuz sayıdaki tüm madde ve olaylar birbirleriyle karşılıklı ilişki ve etkileşim halindedirler. Bu haliyle orman, çok sayıda bitki ve hayvan populasyonlarından oluşan bir yaşama ortaklığı, bir yaşam birliği, bir ekosistem ve hatta büyük bir canlı organizma olarak tanımlanmaktadır.
Ormanın baskın elemanı ağaçlardır... Bu nedenle orman, ancak orman ağaçlarının toplu halde yaşayabildiği bir ortamda kurulabilir.
Ormanların Faydaları;
Ormanlar; ağaçlarla birlikte diğer bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar gibi canlı varlıklarla toprak hava, su , ışık ve sıcaklık gibi fiziksel çevre faktörlerinin birlikte oluşturdukları karşılıklı ilişkiler dokusunu simgeleyen ekosistemler olup, dünya yaşamı için vazgeçilmezdirler...
- Ormanlar yaşantımızın her safhasında ihtiyaç duyduğumuz yapacak ve yakacak hammadde kaynağıdır. Bunun yanı sıra bitkisel nitelikli tohum, çiçek, kozalak vb. ile mineral nitelikli çakıl, kum vb.hammadde kaynaklarının bir kısmı da ormanlardan elde edilmektedir.
- Ormanlar, bitkiler ve hayvanlar için doğal bir su kaynağıdır. Kar ve yağmur biçimindeki yağışı yapraklı, dalları, gövdesi ve kökleri ve tutarak sellerin ve taşkınların oluşmasını önler. Ayrıca yer altı sularının oluşmasına yardım eder.
- Ormanlar erozyonu önler. Ormanlar rüzgarın hızını azaltır, toprağı kökleri ile tutarak yağışların ve akarsuların toprağı taşımasını önler.
- Ormanlar, yaban hayatı ve av kaynaklarını korur. Nesli tükenmekte olan hayvanların üretimi, korunması ve barınmasında koruma alanları oluşturur. Bu sahalar milyonlarca canlının yuvasıdır.
- Ormanlar bitki örtüsü ve toprak içerisinde büyük miktarda karbon depoladıklarından, ikim üzerinde olumlu etkiler yapar. Aşırı sıcaklıkları düzenler, bir ısı tamponu gibi görev yapar. Sıcağı soğuğu dengeler, yaz sıcaklığını azaltırken, kış sıcaklığını artırır, radyasyonu önler.
- Su buharını yoğunlaştırarak yağmur haline gelmesini sağlar. Rüzgar hızını azaltarak toprak ve kar savurmalarını ve rüzgarın kurutucu etkisini yok eder. Bu nedenle açık alanlara oranla ormanlarda gündüzler serin geceler ise sıcaktır.
- Ormanlar, eğlenme, dinlenme ve boş zamanları değerlendirme imkanı sağlar. Havası, suyu, doğal görünümleri ve sakin ortamı ile özellikle şehirlerde yaşayan insanları kendisine çeker. Bu yönüyle insanların beden ve ruh sağlığı üzerinde olumlu rol oynar.
- Yerleşim alanları çevresindeki hava kirliliğini ve gürültüyü önlemesi ile insan sağlığı bakımından büyük önem taşır. Ormanların insan sağlığı üzerindeki bütün bu olumlu yararları nedeniyle büyük kentlerin çevresinde ormanlar yetiştirilmekte, dinlenme yerleri kurulmaktadır.
- Ormanlar, orman içinde ve dışında yaşayan insanlara çeşitli iş alanları sağlar, işsizliği önlemede etkin rol oynar, böylece köyden kente göçü azaltır.
- Ormanlar, ulusal savunma ve güvenlik bakımından da çok önemlidir. Askeri birliklerin savaş tesisleri ile araç ve gereçlerinin gizlenmesinde, savaş ekonomisi bakımından değer taşıyan reçine, katran ve tanenli maddelerin elde edilmesini sağlar,
- Ayrıca ormanlar barajların ekonomik ömrünü uzatır, doğal afetleri önler, ülke turizmine katkıda bulunur,
- Ormanlar, doğal güzellikleri ve sayılmayacak kadar çok faydalarıyla iyi baktığımız takdirde tükenmez bir doğal kaynaktır.
Dünyada ve Ülkemizde Orman Varlığı
Dünya kara alanlarının %30'nu kaplayan ormanlar 3.8 milyar hektardır. Tropikal ve yarı tropikal ormanlar bu alanın % 56'sını teşkil etmektedir. Dünya ormanlarının % 95'i doğal orman, % 5' ise ağaçlandırma ile tesis edilen suni ormanlardır.
Ülkemizin ormanlık alanı ise 20.7 milyon hektar olup yurdumuzun genel alanının % 26.8'sini oluşturmaktadır. Ormanlarımızda yetişen asli ağaç türlerimiz; kestane, kayın, meşe, kızılağaç, kavak, huş, ıhlamur, dişbudak, akçaağaç, karaağaç, çınar, söğüt, ceviz ve sığla gibi yapraklı ağaçlar ile çam, göknar, ladin, sedir, ardıç, servi ve porsuk gibi iğne yapraklı ağaçlardır...
Ormanların Ülkemiz Ekonomisindeki Yeri
Ormancılık sektörünün ülke ekonomisine olan katkılarını para ile ölçülebilen ve para ile ölçülemeyen katkılar olarak ikiye ayrılmak gerekir. Odun kökenli orman ürünleri üretimi, orman tali ürünleri üretimi, işlendirmeye katkısı, bölgeler arası gelişmişlik farkını azaltıcı etkisi, ödemeler dengesini olumlu yönde etkilemesi, mineral nitelikli katkıları, tarım, hayvancılık ve turizme olan katkıları para ile ölçülebilen katkılardır.
İlkim, toprak su gibi doğal kaynakların korunması ve dengede tutulması, rüzgar ve kumul hareketlerine karşı önleyici perde görevi görmesi, su akışını düzenlemesi, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının sürekliliğini sağlayarak çoraklaşmayı önlemesi, erozyonu önlemesi dolayısıyla tarım alanları ile barajların ekonomik ömrünü uzatması, çığ ve sel baskınlarını önlemesi halkın rekreasyon ihtiyaçlarını karşılaması, insan sağlığını olumlu yönde etkilemesi ve iş verimliliğini artırması ise para ile ölçülemeyen katkılardır.
Ülkemizde çok önemli bir sektör olan ormancılık ülke kalkınmasında "itici ve teşvik edici" stratejik bir rol oynar.
Türkiye'nin Orman Varlığı Ormanlık Alanlar (Ha)
|
Niteliği |
İbreli |
Yapraklı |
İb+Yap |
KORU TOP. |
BALTALIK |
ORMANLIK |
Normal |
5.955.120 |
1.414.876 |
632.859 |
8.002.855 |
2.545.132 |
10.547.987 |
Bozuk |
3.937.335 |
1.178.461 |
720.525 |
5.836.321 |
4.318.814 |
10.155.135 |
TOPLAM |
9.892.455 |
2.593.337 |
1.353.384 |
13.839.176 |
6.863.946 |
20.703.122 |
Servet (M3-Ster) |
|
|
|
|
|
|
Niteliği |
İbreli |
Yapraklı |
KORU TOP. |
BALTALIK |
|
|
Normal |
72.099.0975 |
272.663.862 |
99.365.4837 |
|
|
|
Bozuk |
45150167 |
16.470.485 |
61.620.652 |
|
|
|
TOPLAM |
766.141.142 |
289.134.347 |
1.055.275.489 |
148.320.399 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yıllık Cari Artım (M3-Ster) |
|
|
|
|
|
|
Niteliği |
İbreli |
Yapraklı |
KORU TOP. |
BALTALIK |
|
|
Normal |
18.998.826 |
6.534.653 |
25.533.479 |
|
|
|
Bozuk |
954.895 |
370.897 |
1.325.792 |
|
|
|
TOPLAM |
19.953.721 |
6.905.550 |
26.859.271 |
7.439.696 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yıllık Ortalama Eta (m3-Ster) |
|
|
|
|
|
|
Niteliği |
KORU TOP. |
BALTALIK |
|
|
|
|
Seçme |
417.884 |
|
|
|
|
|
Tensil |
8.541.699 |
|
|
|
|
|
Bakım |
2.960.480 |
|
|
|
|
|
Temiz. |
119.655 |
|
|
|
|
|
TOPLAM |
12.039.718 |
883.7705 |
|
|
|
|
| | | | | | | | | |
Hatıra Ormanı
Orman alanlarımızı geliştirmek, halkımıza ağaç ve orman sevgisini aşılamak, gelecek kuşaklara bereketli yeşil bir Türkiye bırakmak amacıyla; il, ilçe, belde düzeyinde tüm yurtta kurtuluş, doğum, evlenme vb. anı günlerine özel anlam kazandırmak, ölen aile bireylerinin ya da belli değerler taşıyan herhangi birinin adını yaşatmak amacıyla oluşturulan ormanlardır. Yasal çerçeveye dayandırılan bu uygulamaya 1994 yılında başlanmıştır.
Enerji Ormanı
Toplumun yakacak odun gereksinimlerini karşılamak üzere, süngün verme özelliği bulunan, kısa idare süreleri ile işletilen ormanlara enerji ormanı denir. Bu ormanlar, enerji amaçlı yakacak odun elde edilmesine uygun ağaç türlerinden oluşan, kısa sürede üretimi yapılan ve kendisini genel anlamda kök ve sürgünlerle yenileyen ormanlardır.
Ormancılık
Ormancılık, toplumun orman ürünlerine ve hizmetlerine olan gereksinimlerini sürekli ve optimal olarak karşılamak amacıyla biyolojik, teknik, ekonomik, sosyal, kültürel ve yönetsel çalışmaların tümünü kapsayan çok yönlü ve sürdürülebilir bir etkinlik olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyimle ormancılık, biyolojik ve teknik özelliğinin yanında ekonomik, sosyal, kültürel ve yönetsel boyutu ön planda olan bir orman kaynakları yönetim mesleği olarak algılanmaktadır. Ormancılık; orman kaynaklarına toplumun refahı doğrultusunda bilinçli müdahale etmektir. Bunu yaparken, toplum taleplerini, ormancılık sektörünün diğer sektörlerle, bölgeyle ve makroekonomik yapıyla olan ilişkilerini, ülke ve sektör kısıtlarını dikkate almak, parasal faydaları diğer faydalarla dengelemek, ekonomik, sosyal ve biyofizik sonuçları farklı olan alternatifler üretmek ve çok ölçütlü karar verme tekniklerini kullanarak aralarından seçim yapmak çağdaş ormancılık anlayışının gerekleridir.
Ormancılığı diğer sektörlerden ayıran, kapsamının ve boyutlarının açıklanmasına yardımcı olan en önemli özellikleri şunlardır;
Ormancılık doğal şartlara açık bir arazi işletmesidir. Her şeyden önce toprağa bağlı, yenilenebilen biyolojik bir varlık söz konusu olduğu için her türlü risk faktörü önem arz etmektedir.
Ormancılık sektöründe üretim süresi (idare süresi) diğer sektörlere göre daha uzundur. Genellikle 20 yıldan az olmayan üretim süresi, bazı ağaç türleri için 200 yıla kadar çıkmaktadır Keza toprak faktörünü de en çok kullanan bir sektördür. Dolayısıyla zamanı ve mekanı yoğun olarak kullanan sektörlerin başında gelmektedir.
Ormancılıkta çok yönlü yararlanma esastır. Yani sadece maddesel ürünler değil, zamana ve mekana bağlı olarak ondan daha önemli olan ve çoğu kez değeri para ile ölçülemeyen hizmetler ve faydalar da söz konusudur. Toplumsal faydalar yaratma, iktisadilik, verimlilik, sürdürülebilirlik, çok yönlü yararlanma vb. ilkeler kârlılıktan daha önemli olduğundan sermayenin % 3 gibi düşük bir faizle çalıştığı kabul görmektedir. Bu özellik çok boyutlu karar vermeyi bir zorunluluk haline getirmekte, uzun dönemli, tutarlı ve çok boyutlu planlamanın gereğini ve önemini ortaya koymaktadır.
Ormancılıkta sadece bugünkü nesillerin ihtiyaçlarını karşılamak yeterli değildir. Gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da bugünden gözetmek gerekir. Bu anlayış devamlılık ilkesini doğurmuştur. Sürdürülebilir kalkınmanın temelinde ekonomi ve ekolojinin birbirini dengeleyecek şekilde uyumlaştırılması yer aldığından ve de ormanlar kara ekosistemleri içinde büyük paya sahip olduğundan, sürdürülebilir kalkınmanın yolunun sürdürülebilir ormancılıktan geçtiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle ormancılıkta kısa vadeli yaklaşımlar yerine sürdürülebilirlik yaklaşımının esas alınması zorunludur.
Ormancılık kapital yoğun bir sektördür. Özellikle odun hammaddesi üretiminde bu kapitalin % 90'ını arazi ve ağaç serveti oluşturmaktadır. Tamamı öz sermaye olup, ürün ile sermaye değerlerinin sağlıklı bir şekilde tayin edilmesinde birtakım güçlükler vardır. Keza, ürün ile kapital canlı bir varlık olan ağaç servetinde özdeşleşmiştir.
Ormancılık sektörü ürettiği pek çok mal ve hizmetlerle kendisi dışındaki pek çok sektöre girdi vermektedir. Yani pek çok sektöre alt yapı oluşturmakta, hazır arz yaratarak etkin faaliyet göstermelerini sağlamakta, dolayısıyla makro amaçlara ulaşmada ve sosyo-ekonomik yapıyı geliştirmede (istihdam, katma değer yaratma vb.) önemli bir sektör görünümündedir. Bu özelliği nedeniyle ileri bağlantıları yüksek bir sektördür. Buna karşılık diğer sektörlerden pek az girdi aldığı için geri bağlantıları düşük bir sektördür.
Ormancılık sektörü girdi-çıktı ilişkileri ya da teknoloji ve ölçek yönünden esnek olan, dolayısıyla stratejik ve taktik nitelikli bir sektördür.
Ülkemizde kişi başına düşen orman alanı 0,34 ha olup, gelişmiş ülkelere göre düşük bir düzeydedir. Yaklaşık % 25'i ağaçlandırma ile verimli hale getirilmesi mümkün görülen ormanlarımızın 3,5 milyon hektarı aynı zamanda orman üstü ve orman içi mera niteliğindedir. Bozuk ve verimsiz karakteri ağır basan ormanlarımızın biyolojik çeşitlilik ve miktar olarak da ülke yüzeyine dengeli dağılım göstermemektedir.
Türkiye'de ormancılık; ulusal kalkınma planlarına göre Tarım Sektörü içinde bir alt sektör olarak yer almaktadır. Devlet İstatistik Enstitüsünün birincil ve ikincil orman ürünlerinin ve hizmetlerinin bilançolara yansıyan parasal değerlerine göre yaptığı hesaplamalar sonucunda ormancılık sektörünün GSMH'ya katkısı % 0,8 bulunmuştur. Ancak, diğer sektörlere bedelsiz veya düşük bedelle verilen girdilerden doğan sübvansiyonlar da dikkate alındığında bu pay % 2 düzeyine ulaşmaktadır. Buna bilançolara yansımayan ot, yaprak, su, bal, reçine vb odun dışı ürünler eklendiğinde gerçek katkı payı bulunmuş olacaktır.
Türkiye ekonomisini oluşturan 64 sektörün ileri bağlantısı ortalama 0,387 iken, ormancılık sektöründe bu rakam 0,786'dır. Yani ormancılıktaki birim çıktının öteki sektörleri uyarma veya geliştirme etkisi pek çok sektörden büyüktür. Ormancılık sektörünün geri bağlantısı ise, ülke ortalamasından (0,387) küçüktür (0,127). Diğer yandan, sektörün istihdam çarpanı 0,291 olup, 64 sektör içerisinde 17. sırada yer almaktadır. Yani birim çıktı başına en çok istihdam sağlayan sektörler arasındadır.
Ormancılık sektörü yılda yaklaşık 3,5 milyon ton fuel-oil e eşdeğer bir enerji katkısı sağlamaktadır.
Türkiye'de ormancılık, genel kabulün aksine emek-yoğun bir sektördür. Sadece Orman Bakanlığı yıllık ortalama 15 milyon adam-gün işlendirme olanağı sağlamaktadır. Orman köylerine ve diğer sektörlere yaptığı kaynak aktarımı da yüksektir.
Ormancılık sektörü doğal yaşamın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında önemli bir işleve sahiptir. Keza ülkemizde önemli olan erozyonun önlenmesi, su rejiminin düzenlenmesi, toplum sağlığı, iklimi düzenleme, çevresel, rekreasyon, turizm vb. kolektif faydaları nedeniyle önemli ve vazgeçilmez bir sektördür.
Kadastro ve mülkiyet problemleri halledilmemiş, kırsal yoksulluğu had safhada olan yaklaşık sekiz milyon orman köylüsünü içinde barındıran ve dolayısıyla sosyo-ekonomik baskılardan fazla etkilenmekte olan bir sektördür.
Kaynak: VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı
21 Mart - Dünya Ormancılık Günü
Dünyanın en önemli yenilenebilir doğal kaynaklarından biri olan ormanlara gerekli önemin verilmediğini gören Avrupa Tarım Federasyonu (CEA); 21 Mart gününü Kuzey yarım küresinde ilkbaharın, Güney yarım küresinde de sonbaharın başlangıç günü olarak kabul etmiş ve Gıda Tarım Organizasyonu (FAO) kanalı ile bunun bütün dünya ülkelerine tavsiye edilmesini sağlamıştır.
Birçok ülkede kutlanmakta olan Dünya Ormancılık Günü'nün başlıca amacı; Ormanların korunması, geliştirilmesi ve iyi bir şekilde işletilmesinin önemi ile çok yönlü faydaların, çeşitli yayın organları aracılığı ile halka duyurulması ve bu yöndeki ilgisinin arttırılması şeklinde özetlenebilir.
Orman Haftası
Orman Haftası, Dünya Ormancılık Günü olan 21 Mart tarihinde yapılacak tören ve kutlamalarla başlar. Bu hafta içerisinde yöresel mülki amirliklerce belirlenen bir gün ise " Ağaç Bayramı " olarak kutlanır... Ormancılık haftası ve Ağaç Bayramı ile ilgili faaliyetler bir yönetmelikle belirlenmiştir...
Faydalı Bilgiler
Orman 50 metre genişliğindeki bir otobanın trafik gürültüsünü %20 azaltır.
Yapraklı ağaçlardan meydana gelen bir bölgede 50 kuş türü yaşayabilir.
25 metre boyunda, 15 metre tepe çatısına sahip bir kayın ağacı saatte 1.5 kg oksijen üretir.
Bir hektar ladin ormanı yılda 32 ton, kayın ormanı 68 ton, çam ormanı 30-40 ton toz emer.
Günümüzde hava kirliliğinin yaklaşık %50’si ormanlar tarafından temizlenir.
Ormanlar eksoz ve benzeri zehirli gazlar ile kirli suları temizler.
100 yaşındaki bir kayın ağacı saatte yaklaşık 40 kişinin çıkardığı 2.35 kg. karbondioksiti tüketir.
10x10 m. bir alanda yer alan 25 metre boyunda ve 100 yaş civarında bir kayın ağacı, kökleri ve kılcal damarları aracılığı ile yılda 30.000 litre su çeker ve verimli toprağın akmasını önler.
Kayın ağacı bir yıl içinde 700 kg. toz, 300 kg. zehiri emer ve dışarı süzer. Aşırı kirlenmede ise gövdesinde yapısal bozukluklar meydana gelir.
Orman güneşten yağmurdan ve rüzgardan koruma sağlar.
Fidanı Nasıl Dikmeliyiz?
- 15 x 15 cm. boyunda bir fidan için çapından biraz daha büyük bir çukur açılır ve çukurun tabanına 3-4 cm yumuşak toprak konulur.
- Fidan ambalajından veya saksıdan çıkarılarak dikim çukurunun içine dik olarak oturtulur. Ancak dikim anında fidan köklerinin etrafındaki turba yetiştirme ortamının kesinlikler dağıtılmamasına dikkat edilir.
- Fidan köklerinin etrafındaki yetiştirme ortamı dağıtılmadan, dikim çukuru toprakla doldurularak elle sıkıştırılır.
- Fidanın kök boğazına kadar toprak doldurularak, fidan kök boğazına fazla yaklaşılmadan ayakla sıkıştırılır. Dikimden sonra “Can Suyu” diye bilinen ilk su verilir
|